Buradasınız: Azbuz --> Sivas'lı Maneviyat Öncüleri --> MUSTAFA TAKÎ’NİN ESERLERİNDE REFERANS OLARAK KULLANDIĞI KAYNAKLARIN TAHLÎLİ 2
30 Ocak 2012, Pazartesi
 
<< ANA SAYFA
 
SİTE SAHİBİ
esamm sivasi


30
Sivas
Şikayet Et
 
Bu sitede Tüm Azbuz'da
 
->>YAZI GÖNDERİN

SİTE ETİKETLERİ
 
SİTE KATEGORİSİ
İnanç Dünyası
 
GİRİŞ:
E-posta:
Şifre:
Beni Hatırla
 unuttum
AKTİF FORUMLAR
[] Mustafa Taki ile Hadis Dersleri
-->> Diğerleri
OYLAMA

Bu siteye oylama eklenmemiş.

rss link
 
ADnet Reklamları
MUSTAFA TAKÎ’NİN ESERLERİNDE REFERANS OLARAK KULLANDIĞI KAYNAKLARIN TAHLÎLİ 2

MUSTAFA TAKÎ’NİN ESERLERİNDE REFERANS OLARAK KULLANDIĞI KAYNAKLARIN TAHLÎLİ 2

7. “Ahd-i Cedid(Matta, Markos, Luka, Yuhanna)”:

            “Kitâb-ı Mukaddes” deyimi Ahd-i Atîk ve Ahd-i Cedîd’i ifade etmektedir. Ahd-i Atîk hem Yahudî hem de Hıristiyanların kutsal kitabı olduğu halde Ahd-i Cedîd sadece Hıristiyanlar tarafından kutsal kitap olarak kabul edilmektedir. Ahd-i Cedîd; İnciller, Resullerin İşleri, Pavlus’un Mektupları, Genel Mektuplar, Vahiy gibi bölümlerden meydana gelen Hıristiyanların kutsal kitabıdır. Müslümanlarca Hz. İsa’ya sadece İncil isminde bir kitap verilmiştir. İslâm’a göre Hıristiyanlığın muteber saydığı dört İncil’den hiçbirini Hz. İsa’ya nispet etmek mümkün değildir. Hatta bu İncilleri havârilere dahi nispet edemeyiz. Çünkü Markos ve Luka Havârî değildir.[1] “Beşâirü’n-Nübüvve” ve “Delâilü’n-Nübüvve” gibi eserlerde Hz. Muhammed’in peygamberliğini önceki semâvî kitaplardaki bilgilere dayanarak ispatlamaya çalışan eserlerdir. Takî Efendi, gerek Ahd-i Cedîd ve gerekse Beşâir ve Delâil türü eserlerdeki bilgilerden hareketle Hz. Peygamber’in peygamberliğini ispatlamaya çalışmıştır.[2] Burada şu konunun altını çizmemiz gerekmektedir ki; Takî Efendi burada Ahd-i Cedîd gibi Hıristiyanlarında itiraz edemeyeceği bir kaynaktan istifade ederek gelebilecek itirazları önlemeyi amaçlamıştır. Ayrıca buda bize gösteriyor ki, Takî Efendide Ahd-i Cedîd’in tamamıyla bozulmadığını kabul etmektedir. Bu görüşüne binaen bu eserden bozulmadığına inandığı kısımları kendi eserlerinde delil olarak kullanmıştır.[3]    

8. “İnsânu’l-Uyûn el-Maruf bi’s-Sireti’l-Halebiyye”:

“es-Sîreti’l-Halebiyye” ismiyle meşhur olan eserin yazarı Ebü’l-Ferec Nûruddîn Alî b. Burhâniddîn İbrâhîm b. Ahmed el-Halebî’dir. Eser 1663 yılında tamamlanmıştır. Peygamber’in soyu, annesinin ve dedesinin vefatı, peygamber olması, ticaret hayatı, isra ve miraç, Medine’ye hicret, gazveler, mektuplar, şâirleri, cennetle müjdelenen on kişi gibi konular diğer siyer kitaplarından farklı olmaksızın bu eserde dile getirilmektedir.[4] Mustafa Takî Efendi özellikle peygamberlikten önceki hayatı ile ilgili bilgileri bu eserden istifâde ile meydana getirmiş olabilir.[5] İsra ve Miraç başlığı da, bu eserin, Takî Efendinin İsra ve Miraç bölümüne yön eserler arasında olduğuna bir işâret olarak düşünülebilir.[6]

9.“Es-Siretü’n-Nebeviyye”:

Bu isimle bilinen eser İbn Hişâm’a aittir. Bu eser sahasında ilklerle dolu olması özelliği dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştır. İsmi geçen eser önce İbn İshâk tarafından kaleme alınmış, daha sonra İbn Hişâm tarafından rivayet edilerek günümüze kadar gelmiştir. İbn Hişâm eser üzerinde değişiklikler de yapmıştır. Âdem’den İbrahîm’e kadar olan Tevrat tarihini bu eserden çıkarmış, Hz. İsmâil’in evlatlarını zikreden bölümden Peygamber’in nesebine doğrudan doğruya girmeyen kolları düşürmüş, eserdeki şiirlerin tahlîlini yapmış ve bu anlamda övgülere de mazhar olmuştur.[7] Takî Efendinin eserleri incelendiğinde Hz. Peygamber ile ilgili bu kadar çok yazı kaleme alan birisi olarak bu alandaki klasiklerden birisi olan “es-Sîreti’n-Nebeviyye” isimli eserden faydalanmış olması hiçte şaşırılmaması gereken bir  durum olarak karşımıza çıkmaktadır.      

10. “El-Muhammediyye”:

Bu eserinde yazarı zikredilmemiş olmakla beraber, ilk olarak, bu eserin ismini taşıyan ve genellikle sûfî dünyasının rağbet ettiği, Yazıcıoğlu Mehmed’in manzum olarak kaleme aldığı eseri akla gelmektedir. Bu eser üç bölümde incelenebilir. Birinci bölüm yaratılışla ilgili olan bölümdür. Burada Hz. Muhammed’in nurunun yaratılışı, daha sonra kâinâtın yaratılışı, cennet, cehennem, yer, gök, melek, cin, şeytan ve diğer mahlukatın yaratılışları hakkında bilgi verilmektedir. Bu eserin ikinci bölümünde Hz. Âdem’den itibaren bütün peygamberlerin bazı özellikleriyle tanıtılmasından sonra, Hz. Muhammed’in doğumu, hayatı, savaşları, mucizeleri anlatılmaktadır. Üçüncü bölümünde ise kıyametin meydana gelişi, ye’cüc ve me’cüc, haşr, havz-ı Kevser gibi birçok konu işlenmiştir. Takî Efendi muhtemelen Târîh-i Nûr-i Muhammedî isimli eserinin iki, üç ve dördüncü bölümleri meydana getirirken bu eserin birinci ve ikinci bölümlerinden oldukça istifâde etmiş olabilir. Ayrıca bir makalesinde sahabenin islâmı kabul etme yollarından bahsederken bu eserden de yararlanmış olabileceği ihtimâli akıldan çıkarılmamalıdır.[8]                

11. “İzhârü’l-Hak”:

            Bu eser Rahmetullâh el-Hindî tarafından kaleme alınmıştır. Bir mukaddime ve altı bölümden oluşan eser Hıristiyanların islâma yaptıkları itirazlara cevap niteliğindedir. Klâsik reddiyelerden oldukça farklı olan eserde, bizzat Hıristiyanlar tarafından kaleme alınan Kitâb-ı Mukaddes ve tercümeleri kaynak olarak kullanılmıştır. Bu eser II. Abdülhamid’in emriyle “İbrâzü’l-Hak” ismiyle tercüme ettirilmiş, daha sonra “İzhâru’l-Hak Tercümesi” ismiyle sadeleştirilerek 1972 yılında basılmıştır.[9]

            Takî Efendi, özellikle “Târîh-i Nûr-i Muhammedî, isimli eserinin beşinci cüzünün bir ve kısımlarını meydana getirirken bu eserden faydalanmıştır. Bu beşinci cüzünde işlene konular şunlardır:

“Birinci Kısım: Kütüb-i sâbika-i mukaddese de mevcûdiyeti sâbit fakat bugün ki kitaplarda gayr-i mevcut olan beşâir-i Muhammediye:            (171-278)

Suhuf-u Adem (a.s)’da ki beşâir-i Muhammediye- Şit, İdrîs ve İbrâhîm (aleyhimüsselâm) suhuflarında ki beşerât-ı Muhammediye- esmây-ı Muhammediye- İbrâhîm, Yakup, Yusuf ve Şuayb aleyhimüsselâma vahiy olunan medâyih-i Muhammediye- elvah-ı şerife-i Musa’da ki medâyih-i ümmet-i Muhammediye- Hz. Muhammed ve ümmeti haklarında Musa (a.s) ile mükâlemât-ı ilâhiye-Hadar’ın(İlyâs(a.s)’ın ) yıktığı duvar (La ilahe illallah Muhammedü’r-resulullah) levha-i kadimesi- Tevrat’taki esmâ ve nuut-u Ahmediye- Tevrat’ta ümmet-i Ahmediye’nin tahâret, ibâdât ve faziletleri- zuhûru Muhammediyi ihbâr- veled-i İsmâil’den zuhûrunu ihbâr- kütüb-ü mukaddese-i gayr-i muayyenedeki nuut-u Ahmediye- Zebur-u Şerif, Davud(a.s), cezbe-i aşk-ı Muhammedi- Zebur’daki esmâ ve nuut-u Muhammediye- Şa’ya (a.s)’a vahiy olunan nuut-u Ahmediye ve ümmet-i necibe- Süleymân  (a.s) ve mevlit ve hicretgâhüı Ahmedî- Hâtimi Süleyman- İsâ (a.s) ve kelimât-ı tebşiriyesi- İncil’i Şerifteki esmâ ve nuut-u Ahmediye.

İkinci Kısım Beşâir:                              (278-361)

Kütüb-ü Mukaddes-i hâdırada halen mevcut olan beşâir-i Muhammediye- Sefer-i istisnadaki beşair-i mevcude- Amali Resûl’ deki beşair- İncil Matta’ da ki beşâir-(Melekütü’s-semavat)- İncil Yuhanna’ da ki beşâir-i Muhammediye- Ahmed hakkında izahat- sefer-i tekvindeki beşair-i Muhammediye- Zebur-u şerifteki beşair- İncil Luka’ da ki beşair- kitab-ı müşahedatta ki beşair- Berneya incilindeki beşair- Markos İncil’deki beşair- hateme-i beyanat.”[10] 

12. “Beşâirü’n-Nübüvve” ve “Delâilü’n-Nübüvve”:

Beşâir “sevinmek ve sevindirmek” anlamındaki “beşr” kökünden türeyen ve “müjde” anlamına gelen “Bişare”nin çoğuludur. Bu tamlamadaki “Nübüvve”den maksat da özel olarak Hz. Muhammed’in peygamberliğidir. Buna göre bu kavram, Hz. Muhammed’in peygamberliğini  haber veren, onun hak peygamber olduğunu doğrulayıp belgeleyen çeşitli olaylar, belgeler ve haberler” anlamına gelmektedir.[11] Kısaca önceki kutsal kitaplarda Hz. Muhammed’in peygamberliğini müjdeleyen metinler anlamına gelmektedir.[12] Hz. Muhammed’in peygamberliğini ispat etmek için birçok çalışma yapılmıştır. Takî Efendi vermiş olduğu bu listede hangi müellifin Beşâir isimli eserinden istifade ettiğini belirtmediği için Beşâir kısmı ile ilgili bu kadar bilgi vermeyi yeterli görmekteyiz.

            Delâilü’n-Nübüvve isimli esere gelince, burada ki “Delâil” ifadesi, “bilinmeyen şeyin öğrenilmesini sağlayan bilgi, kılavuz” anlamına gelen “delîl” kelimesinin çoğuludur. Delâilü’n-Nübüvve ifadesi ise, bir peygamberin bizzat gösterdiği veya peygamberliğine alâmet olmak üzere kendisi dışında meydana gelen tabiat üstü olayları konu edinen, peygamberin getirdiği ilkeleri ilmî tahlillere tabi tutarak bunların ilahî kaynaklı olduğunu, dolayısıyla o peygamberinde hak peygamber olduğunu ispatlamayı amaçlayan eserleri ifade eder.[13] Delâilü’n-Nübüvve isimli eserlerin hepsini iki kategoride incelemek mümkündür. Bunlardan ilki, birtakım mucizelere ve haberlere dayanarak Hz. Peygamber’in peygamberliğini ispatlamaya çalışan eserler; diğerlerini de aklî temellere dayanarak nübüvvet müessesesini ve Hz. Muhammed’in peygamberliğini ispatlamaya çalışan eserler. Takî Efendi muhtemelen ilk sınıfa giren eserlerden kendi eserlerini meydana getirirken ağırlıklı olarak yararlanmıştır. Zaten bu konuda Molla Câmî ve  İmam Rabbanî gibi sûfî meşrepli kimseler eserler vermişlerdir.[14] Takî Efendi bu eseri zikrettikten sonra yazarına değinmediği için herhangi bir yazarın bu tür kitabıdır diyebilmemiz mümkün değildir. Ancak özellikle Ebû Nuaym el-İsfehânî’nin “Delâilü’n-Nübüvve” isimli eserinden faydalanmış olabileceği ihtimali ile bu eser hakkında biraz bilgi sunmamız yerinde olacaktır. Bu eser üç bölümden halinde ele alınabilecek otuz beş fâsıldan oluşmaktadır. Birinci bölümü oluşturan on fasılda Hz. Peygamber ile ilgili olarak doğumundan önceki bazı hususları konu edinmiştir. Takî Efendide özellikle Nûr-i Muhammedî anlayışı ile ilgili olarak bu kısımdan istifade etmiş olabilir.[15] Ayrıca bu bölümde, Hz. Peygamber’in isimleri, soyu, mensup olduğu ailenin asâleti, diğer peygamberlerden üstünlüğü, anne babasının evliliği, anne karnında iken meydana gelen olağan üstü hâdiselerle ilgili rivâyetler nakledilmiştir. Özellikle anne karnında meydana gelen olağan üstü halleri Takî Efendide eserlerinde nakletmiş, hatta Hz. Âmine’nin altı ay hamileliğini hissetmediğini iddia etmiştir ki, bu ifadeler de muhtemelen bu eserden nakledilen bilgilerdir.[16] İkinci bölümde ise doğumundan peygamberlik verilinceye kadar geçen hayatı ve bu süreçte peygamberliğe delil teşkil eden bazı haller nakledilmektedir. Fil vakası, süt annesi Halîme’nin olağan  üstü haller ile Muhammedi alması, sırtında risâlet mührünün bulunuyor olması gibi konular yine bu kısımda anlatılmaktadır. Takî Efendide Fil vakası ile başlayan müstakil bir çalışma kaleme almış, burada yukarıda verilen  sıralamaya uygun olarak meydana gelen gelişmeleri nakletmiştir. Bu da bize göstermektedir ki, İsfehânî’nin bu eseri Takî üzerinde çok etkili olmuştur. Eserin üçüncü bölümünde ise vahyin geliş şekli, hicret esnasında meydana gelen mucizeler, hayvanların Hz. Peygamberle konuşması, parmaklarından su akması gibi olaylar zikredilmiştir. Gerçektende İsfehânî’nin bu eseri ile Mustafa Takî’nin “Târîh-i Nûr-i Muhammedî” isimli eseri hem içerik yönünden hem de dizayn bakımından büyük benzerlikler arz etmektedir.[17]                                   

GENELE DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

            Bütün bu ifadeler bize göstermektedir ki, Takî Efendi iyi yetişmiş bir âlimdir. Bununla birlikte ciddî bir kitap birikimine sahip, diğer bir ifade ile geniş bir kütüphaneye sahip bir şahsiyettir. Bu hakikat zaten meclis kayıtlarında da dile getirilmektedir.[18] 

            Yukarıdaki eserler dikkatlice incelendiği takdirde görülecektir ki, Takî Efendi, tamamen ön yargılardan uzak ilmî değerlendirmelerde buluna bir âlimdir. Kendisinin Ahd-i Cedîd gibi başka bir dinin kutsal kitap olarak kabul ettiği bir kaynaktan da yararlanması bunun en güzel örneğidir. Kendisi sûfî meşrepli birisi olarak tefsir, hadîs[19], kelâm ve tasavvufî içerikli eserleri büyük bir ustalıkla kullanmayı başarmıştır.

            Başka bir yönde şudur ki, bu eserlerin çoğunun alanlarındaki en temel eserler olduğu düşünülürse, bu eserlerden günün şartlarına uygun bir şekilde yararlanılabilmesi için bir bilim adamı olarak Takî Efendinin  harekete geçmiş ve üstlendiği bu görevini hakkıyla yerine getirmiştir. Ve genelde Hz. Peygamber’in hayatından ve mücadelesinden bahseden eserler ve makaleler vücuda getirmesi de Takî Efendinin gerek kendi hayatına ve gerekse de yaşadığı dönemdeki insanların hayatlarına anlam katma çabası olarak gündeme taşınabilir.   

 



[1] Hikmet Tanyu, “Ahd-i Cedîd” Maddesi, TDVİA, c.1, s.501-507.

[2] Mustafa Takî’nin “Tarîh-i Nûr-i Muhammedî” isimli eserinin özellikle beş ve altıncı bölümleri sadece bu konuya ayrılmıştır.

[3] Takî’nin bu bölümleri meydana getirirken ismi geçen eserlerden yararlandığı gerek kendi ifadesinden ve gerekse de eserlerindeki ifadelerden anlaşılmaktadır. Bkz. Mustafa Takî, “Târîh-i Nûr-i Muhammed”î, Beş ve Altıncı Bölümü.

[4] Cevat İzgi, “Nureddin Halebî” maddesi, TDVİA, c.15, s.232-233.

[5] Mustafa Takî, “Târîh-i Nûr-i Muhammedî, On Birinci Cüzü.

[6] Mustafa Takî, “Târîh-i Nûr-i Muhammedî, On yedinci Cüzü”, Öğüt Matbaası, Sivas ,1341.

[7] Es-Suyûtî onun için: “Tadil ettikleri eserlerin, asıllarından daha iyi olduğu söylenen dört müelliften biridir” demiştir. Geniş bilgi için bkz. İbn Hişâm, “Es-Sireti’n-Nebeviyye”, Hazırlayan: Abdullah b. Abdu’l-Muhsin, Riyad, 1985, c.II, s.I-XII.  

[8] Mustafa Takî, “Sâbikîn-i İslâm ve Keyfiyeti İntişâr-ı Dîn”, Sebilü’r-Reşat, c.20, Sayı: 510, Yıl: 1338, s.183-185. Geniş bilgi için bkz.Yazıcıoğlu Mehmed, Muhammediyye, hazırlayan: Âmil Çelebioğlu, İstanbul 1996, c.I, s.55-59 vd; Mustafa Uzun, “Muhammediyye” maddesi, TDVİA, c.30, s.586-587.

[9] Mehmet Aydın, “İzhâru’l-Hak” Maddesi, TDVİA, c.23, s.507-509.

[10] . Mustafa Takî, “Târîh-i Nûr-i Muhammedî”, Beşinci Cüz.

[11] Geniş bilgi için bkz. Mehmet Aydın, “Beşâirü’n-Nübüvve” maddesi, TDVİA, c.5, s.548-550.

[12] Yusuf Şevki Yavuz, “Delâilü’n-Nübüvve” maddesi, TDVİA, c.9. s.115.

[13] Yusuf  Şevki Yavuz, “Delâilü’n-Nübüvve” maddesi, TDVİA, c.9, s.115.

[14] Geniş bilgi için bkz. Yusuf  Şevki Yavuz, “Delâilü’n-Nübüvve” maddesi, TDVİA, c.9, s.115-118.

[15] Mustafa Takî, “Târîh-i Nûr-i Muhammedî, Birinci Cildin Birinci Cüzü”,  Sivas Matbaası, Sivas, 1339-1341.

[16] Mustafa Takî, “Târîh-i Nûr-i Muhammedî”, Birinci Cildin Sekizinci Cüzü, Öğüt Matbaası, Sivas, 1339.

[17] Geniş bilgi için bkz. Yusuf  Şevki Yavuz, “Delâilü’n-Nübüvve” maddesi, TDVİA, c.9, s.117. Aynı sayfada Beyhâkî’nin “Delâilü’n-Nübüvve” isimli eseri ile ilgili bilgide bulunmaktadır. Bu eser ve içeriği için bu maddeye bakılabilir.

[18] TBMM I. Dönem Sivas Milletvekili Mustafa Takî’nin Kısa Olumluluğu ismiyle faydalandığımız arşiv belgesi No:1590.

[19] Mustafa Takî’nin hadisçiliği ile ilgili olarak Cemal Ağırman, Mustafa Takî ve Kırk Hadîs İsimli Eserinde Bazı Hadislere Getirdiği Yorumlar, CÜİFD, Sivas 2005, sayı:IX,/2 s.61-89. 

Bu yazı 01/01/2008 tarihinde yayınlandı. 390 defa görüntülendi.

esamm sivasi tarafından gönderilen tüm yazılar »

 

yazının puanı: 0.0 (0 kişi)  

Paylaş:

E-posta ile gönder:


ŞEMSİ (ŞEMSEDDİN-İ) SİVASİ | .... | ..... | ....... | Sivaslı Mustafa Takî(v.1925) | Sivas'lı Maneviyat Öncüleri Ana Sayfa | Forumlar | RSS
© 2006 Azbuz.com. Her hakkı saklıdır. Blog tutmak ve site yapmak için Türkiye'de bir numara.